Bu dünyada yalnız bir adam hiçbir anlam ifade etmez. Eğer ölmek istiyorsan senin için yerden çok yüksek bir köprü, keskin birkaç jilet, namlusu hiç soğumamış bir tabanca ya da yağlı bir urgan bulabilirim. Yazı tura atmayı dene, hâlen korkmuyor musun? O hâlde sana bu saydıklarımdan birini getirmem iyi olabilir. Kimse elinden tutup çıkarmayacak, hiç kimse sana aferin bile demeyecek, bir gün gelmeyecek ki senin iyi ki var olduğun. Varlığın daha da ağırlaşacak oğlum, bu hiçbir şey, en az bin okka çekecek bacakların, bin okkayı o tepeye, yokuşa, karlı veyahut çamurlu yollara sürüyecek o dizler, fıtık olacaksın oğlum kendini taşımaya çalışmaktan! Sonra yere eğilip çözülmüş bağcıklarını bağlayacaksın, bir su birikintisinde kendini göreceksin belki, hiçbir şey olmayı başaramamış bir dağınıklığı. Evet evet, koskoca bir dağınıklık, kararsız bir iş parçacığı, pinleri kırılmış veya eğri büğrü olmuş bir işlemci, kondansatörleri yanmış yeşil renkli, oldukça adi bir kar...