Kayıtlar

Haziran, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hata

   Söylesene Godot, eğer yirmi hata hakkın olsa ve hatalarının bittiği noktada başarılı olacağını bilsen bu hataları ne kadar sürede yapardın? Hiçbir şey hissetmemen bile bir şeyler hissetmeye devam edebileceğinin kanıtıyken neden istikrarından vazgeçesin?

Çeyreklik

   Çocuk kalmak isterdim, gençliğe genç kalmalarını öğütlemek. Bekle, kendimi tanıtmalıyım, İsa çarmıha gerilirken oradaydım, Musa'ya çalı seslendiğinde ben de duydum, cinler Süleyman'ın kabrini yaparken tanık oldum. Metehan ufacık çocukken, yüzünü yıkadığı nehrin aktığı köydeydim. Kıtaların ayrılma sebebinin ise baltamı dağlara vurmam olduğu söylenir. Dinozorlar yok olurken kamp yapıyordum, çadırım beni meteordan korudu. Nuh'un gemiyi yapmasına ben yardım ettim, Kayra Han'a sabretmesini öğütledim. Kalashnikov'un tüfeğinin çeliği benim dükkanımda işlendi. Poseidon hava olaylarını bana sorardı ama bu Afrodit'le yatmam kadar gündem olmadı. "Ene'l-Hak" diyişimle idama gittim ama puf, beni ipten melekler aldı. Alamut'ta fedailere haşhaş dağıtırdım, Anadolu'ya girerken Alp Arslan'ın ordusunda kumandandım. Auschwitz'te toplama kampında bir yahudi, Brezilya'ya kaçan bir savaş suçlusuydum.    "Neler yaşadım ne insanlar tanıdım. Çoğ...

BeşYüzOtuzBeş

   Ben bazı şeyleri adımca biliyorum. Bir gün devranın döneceğini, emin olmadığım şeylere emin gözüyle bakmayı, rıhtımlarda ağırlığını omuzlarıma veren gemilerin olduğunu biliyorum. Bilmediğim şeyler için ödeme alsam oldukça varlıklı biri olurdum. Chet Baker'ı bilirim, ahlâksızlığıyla övünen, bununla yargılandığında öfkeleneni bilirim, ben gecelerin hiç bitmeyeceğini, en kısa gecenin doğduğum gece olduğunu ve tadını çıkarmak gerektiğini bilirim. Yalnızlığımın kelimelerle sınırlı kalamayacağını, bir al yanaklının belki çekip çıkaracağını bilirim. Hoş, tüm bunları bilirim de beni yaradan beni bilmez mi?

You might've

   Dreams, dreams, dreams. I got dreams which may come true one day. An Asian with heat and sun burnt hair, a pickup truck, a big caravan, a trailer, a big ass TV, a console, a good surround sound system. What if things I own stop owning me one day? But imagine, imagine a dream so big that some people would come across and don't even notice, route 66, hot wind in our ears, bet we'd be so hot together. A summer to remember I say my love, a summer to remember.

Cünup

   Göz bebeklerine çelikten aynalar tutulmasına hüküm giyen bir adamım. İkrah sevinçlerden yapılma bir bombayım. Sertralin'i damardan alsa düzelemeyecek bir filozof. Hücur odamda bir başıma, cerahat tutmuş zihnimle diz dize oturup geleceği tartışmaktayım.     Kâğıttan yapılma bir silahım ben, ehemmiyeti, emniyeti olmayan. Horozu kerahet vakitlerinde cehenneme odun edilmiş bir tabancayım. Kim pimimi çekecek, tetiğime basacak, beni bu düşkün vaziyette allayıp pullayıp eş edecek korkarım. Ben korkarım gecelerin üçlerinden, sabah ezanlarından, gitmekten.

Köylü

    Sosyalleşme ihtiyacı elbette bende de var fakat ona baktığımda ne denli köylü olduğu görülüyor. Köylüler pek okumayı sevmezler, bir şeyler araştırmayı sosyal olmaktan saymazlar, içlerine dönüp şahsî mukayese süreçlerini önemsemezler. Onlar kabilesine sadıktır ve yalnız kalmaktan ürkerek uzaklaşırlar. Oysa bizler, yaltakçı şehir insanları yalnızlığı kanıksamışızdır. Bizler içe dönüp yapayalnız bir şeyler izlemeyi, birilerinin bir yerlerde bizler için kaydettiği sesleri, yazıları, izlenceleri tüketmeyi benimsemişizdir. Böylece Erbaş'ın söylemlerine yenisi eklenir. Bizler kimiz ki? Söyleyin bana, köylüleri nasıl kurtaralım?

Pergamon

   Evimde hissetmediğim evlerde, evvelce evce hissettiren şeyler düşer payıma. Evi duymak, dönmek, hatırlamak ve kanıksamak geçer aklımdan. Oysa koca kaleler, Olimpos'un, ateşin, Sokrates'in, meşaleler ve serince yerlerin bulunduğu bu yer de bir zamanlar evdi. Hem bana, hem ben'ce hisseden adamlara.     38'den beri bu yokuşu iyi kötü çıkmış, bacağında nişanesini taşıyan badem bıyıklı bir dedenin silüeti eşlikçi babama. Kim bilir, yakında gitmesini istediklerimiz değil, belki o gidiverir. Yaşlılık hohor sana geceleri pekçe rahatsız yattığın yerlerde.    En son sevgilinin, tüm İzmir'in kanalizasyonu gibi kokan tuvaletine bir nükleer savaş açmıştın. Sen bombaladıkça açtı nice ismî telaffuzu zor Japon şehirleri kalbini.    Böylece bana en serinlik veren caminin tam 426 yıllık olduğu gerçeği alnıma kazınıyor. Kazınıyor da ayak burkan taşlara sahip yokuşlar hatırama, hatıram satırlara.

Toprak'ı beklerken.

   Bunun asla var olmamış olduğunu başlık aracılığıyla aktarıyorum. Toprak biraz ekşi, biraz tatlı bir tip, Toprak söylediklerimi ben kelime sarfiyatına girmeden havada kapan, buna istinaden eyleme geçen ya da eylemlerimi destekleyen biri. Toprak belki var oluş yolunda birkaç adımı hor görmeden üzerime gelme taklidi yaptı. Belki Toprak bir yerlerde kayıp ve asla bulunmamayı bekliyor. Hoş, ona mahsus değil, ben de bekliyorum. Çaba göstermediğin şeyler ayağına gelir mi ki? Olsun, yine de bekliyorum ben. Böyle biri, böyle bir fikir olmasa bile, yine beklemek güzel şey.    Postalları yaz havasında kilitlendikleri yerden çıkarmak da bana kalmıştı. Oysa ne giydiğimi, ne takıp takıştıracağımı bana söylese fena olmaz gibi. İnsan emirler bekliyor ama ben hariç. Ben sevmiyorum emir beklemeyi. Bir termofora doldurmak lazımdı sabahı, sıcaklığım kuşkulara kansın da beklemek böyle acı vermesindi. Bekliyorum efendim, gelecek. Biliyorum efendim, gitti ancak gelecek. Ve geldiğinde To...

Nefes

    Anın heyecanı damarlarımı kabartıyor. Bu güç beni yoksun olduğumu düşündüğüm her şeye karşı tüm varlığıyla savunmakta. Uyku gözlerimden akıyor evvelâ, pek komik olaydır. Rahman ve rahim olan yaradan beni kutsuyor gibi bu vakitlerde. Ne hissettiğimi bilmiyorum, sinir sistemim patlayacak gibi, yan odamdaki adam ne düşünüyor onu da pek bilmiyorum. Oysa insan yaşayacağını bilse yaşar mı?