Kayıtlar

Ocak, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Öldürmeyen.

   Allah'tır o, tanımı en yüceliklerin gizinde bir meşhud edilemeyiş. Öldürülemeyen ise gizdir içimde saklı, sapasaklı bir umut. Şu elde tuttuğun, 9 sene evvelde kendini iyi hisseder miydin? Şöyle demektir ki bu; ben serhaddimce atılabilecek tüm adımları atıp takdiri ona mı bırakmalıyım? Elbette, pek çok ölümü arda bırakmış çiçeklerin entropisindedir bu yaşam savaşı. Öyle ki; bir beden ölür, ağaçları büyütür ve böylece kışkıran ve fışkırandır heyhat!

Ne menem şey şu

   Bittabi bilinmelidir ki ve filhakika; suçluları filancalardır, ecinnilerdir belki. Ezelden beri babamın dediği üzere; "Bu savaş şer ve hayrın, hak ve batılın savaşı olmuştur.". Fakat kulak asmayın siz dediklerime, belki yine orta yaş sendromuna kapılmış bir adam -belki de çeyrek yaş kim bilir- zırvalamaktadır gün boyu...

Öldüren

   Hayasızlığımca bir başvurular silsilesi kovalamakta ki beni öldüren. Yaşamak, bir parmağın şıkladığı zorunluluklar altında ölümü dileyişim. Çekmesinler, Şirvani'nin bahsettiği kırlara, çok elleşmesinler benimle, eyleyip durmasınlar. Kalkanca, ezelden beridir bu şaşkınlığım nasıl kesemediğim bileklerimi. Durmasınlar, bir mektup kalsın, içine parmak izlerimin yılgınlığı, göğsümün kokusu sinsin. Tertip etsinler, bir eğlence düzenlensin, benden kalan üç kuruş satılsın, savılsın bir mezar yapılsın bana. Hâttâ dursunlar, mezar da değil, isimsiz bir kaya diksinler başıma, ömrüm vaktince kalıp öyle durgunluğumun timsâli.

Tepelerin

   Açtığın oyuklarda gezinirken bir derviş kesiyor yolumu, sordu bana; "Neyi ararsın?". "Henüz kaybetmediğimi." yanıtım gecikmedi. Hani o tüm dürzülüğümü takınıp zerrece yüksünmeden cevap vereceğim ya, yine öyle bir zamandı bu. Ellerini ardında kavuşturdu, gözlerini gözlerime dikti, kaz ayakları epey belirgindi.     "Peki ya lûtfunu aramak haytalığın?"     "Ben" diye başladım. Oysa hiç ben diye girilmemelidir, bunu en proleter düzende, en sarsağa sorsak bilir. "Beni görüyorsun ya, koskoca bilgeliğim ve varlığımın köklerini dikip yücelttiğim bu tepede. Ben bu değil, ötedeki de değil, tüm tepelerde hakan olurdum, sen dervişliğine dua et."    Kafasını salladı, evet evet, öylece durdu ve kafasını salladı. Sanki heybetim onun amigdalasından içeri zuhur etmemiş, hiç, zerrece korkmamış gibi kafasını sallayıverdi bana. Koskocaman Ban'a.    Ona henüz üzerinde zeytinli bir dal uzattım, bu pek dalyan boylu bir daldı bu.    "TANR...