Teskin
Bu dünyada yalnız bir adam hiçbir anlam ifade etmez. Eğer ölmek istiyorsan senin için yerden çok yüksek bir köprü, keskin birkaç jilet, namlusu hiç soğumamış bir tabanca ya da yağlı bir urgan bulabilirim. Yazı tura atmayı dene, hâlen korkmuyor musun? O hâlde sana bu saydıklarımdan birini getirmem iyi olabilir. Kimse elinden tutup çıkarmayacak, hiç kimse sana aferin bile demeyecek, bir gün gelmeyecek ki senin iyi ki var olduğun.
Varlığın daha da ağırlaşacak oğlum, bu hiçbir şey, en az bin okka çekecek bacakların, bin okkayı o tepeye, yokuşa, karlı veyahut çamurlu yollara sürüyecek o dizler, fıtık olacaksın oğlum kendini taşımaya çalışmaktan! Sonra yere eğilip çözülmüş bağcıklarını bağlayacaksın, bir su birikintisinde kendini göreceksin belki, hiçbir şey olmayı başaramamış bir dağınıklığı.
Evet evet, koskoca bir dağınıklık, kararsız bir iş parçacığı, pinleri kırılmış veya eğri büğrü olmuş bir işlemci, kondansatörleri yanmış yeşil renkli, oldukça adi bir kart belki. Biliyorum oğlum, topuklarına kan doldu değil mi? Biliyorum evladım artık yeşermesi muhtemel bir gençlik bile kalmadı avuçlarında. Evlat, her şey geçmişten ve yaşanmış güzel şeylerden ibaretken neden bu bir sonraki güne yetişme çaban?
E tabii sen de haklısın, geçmiş geçmiş diyip kendini yitirdiğin şeyler ufka oldukça yakın heyulalar. Lâkin ütopik de bir yandan değil mi? Bakma sen benim bu alaycı duruşuma, senin arkanda en çok ben durdum. Ağladın, göğsümü açtım sana. Hantallık çöküvermek üzere şehrimize değil mi? Hep onayını bekliyorum bak, belki de bu sonu iyi biten bir öyküdür ha ne dersin? Sana o çok istediğin ipli, ahşap topacı nasıl uzun uzun döndüreceğini öğretirim belki sonunda, belki tek iyimiz kalan Şefik dayıyla bir akşam yemeği yersin şöyle salçalı filan.
Toprak da yok artık oğlum, öteki de yok, Manfred de yok, beriki yok, ben varım ama. Zerre şüphen kalmasın oğlum, müsterih ol, ben ütopyalarını ürkütücü birer sanrıya döndürdüğün, kovaladığın karamsar dünyanda yalnızca dikilip durmakla yükümlüyüm.
Ne kadar umurunda bu katli vaciplerin öyküsü bilmem fakat galibiyet yakındır demeye dilim gitmiyor. Bir sabah kardan aydınlık gelir mi, uyunabilecek geceler görülür mü hepsi muamma be oğlum. Biraz kamp yapalım istiyorum seninle, eski günlerdeki gibi, baba ve oğul gibi, abi ve kardeş gibi. Seni kollamayacağımı sanmıştın değil mi?
Yorumlar
Yorum Gönder