Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bi'naât

   Her geçen gün bir öncekinden kötüyken aydınlatmakta kendimizi kandırışımızın gündönümü bizi. "Yeter ki gün eksilmesin penceremden." diyerek dayandığımız ve onca öğrenime karşın eğitimimizin ölene dek son bulmayacağını bilmek dürttü hevesimizi. Çoğu kaçındı "Aman kafama bir şey girer, olmadık yerde rahatsız eder." diye. Neme lazım, belki hazımsızlıktı bizimkisi, ne doğan günün o faziletini görememenin korkusu, ne dönerken dünya; batması konusunda kendimizi aldattığımız güneş döndü sırtını bize. Hoş, bir gün o da batıdan doğar ve belki ben bugünü yâd ederim...

İz Bırakan

   Avuçlarımdır aşındıran. Aşındırandır avuçlarımı bilgeliğin. Bu taze güne uyanışın sabaha sarkan sularında sülenmesi 10'lu yıllara. Berkleşmektir, berkitilmesi berkitilmektedir mümkün kılınmış san'ata aç topraklarda. Seccâdesi koltuğunun altında, bir elinde iskemlesiyle köyü gezinendir o örneğin. Örneğin bunaltıyla buhranını ardınca alıp da ağaç tepesinde dallarını sallayıp "HÖÖÖ" diye diye en uç noktalarda gezindirendir farz-ı misâl. En çok el öpmeyi bekleyen, elinin öpülmesi beklenenlerdir onlar. Hoş, kim kimin boynunu nerede eğer de kime vurur semer?    Bu ahvalda şirindir ölümü daimi hatırlayışım, belki de yanına alışının düşlerinde hışırdadığım bir yapraktır. Düşen, zamansız düşendir. Kötümserliğim, gerçekçiliğim, duygularımı hiçe sayıp siktir edişim o kadınları, ben çırçıplak geldim, yekten geldim! Dağlarının öttürdüğü düdüğü duyarak inen palaspandıras, o üç kayanın hizalandığı yerlerden geçtim! Kimdir ki şimdi bana bir anlam sağlayacak, şaşarım! Beni sığdıra...

Tebdîl

Uçsuz sıkıntının hemişe harman hâli yadda.  Özümü yandıran bu maşının egzozu harda?  Bes men diyende öksüz o ölünün qabagında, Hansı fikir danışacaq mene bele sabahda, Gileyliyem bes bele ömrümün cavan yaşında... Çata bilmedin ey özü aydan çırağ söndüren, Meni getdiyim bu pis, gorbagor yoldan döndüren, Danışsa da hara aparacaq sözü bilmiyen Neyliyim o olmadan varsa da ömrüm tebaada?