Yol gözümü dağlıyor.

   Şerefimi ve keyfimi günbegün kaçıran bu soğuk, kışın sıkıntısı ve bir avuç insanla hayatta kalma eylemimin getirisi olarak kuşkuyla tırpanladığım bu kurumuş otlar. Kesilen suyumuz, hiç küllük yüzü görmeyen sigaramla günlük iş arayışı, broşür dağıtımı ve hayallerimin her geçen saat hevesle kaçışı benden, bir piyanist mi, chanteur mü yoksa Veysel'in bir ayakkabı içine bıraktığı üç beş kuruş bozukluğu mudur beni alıkoyuverecek kim bilir? Nasıl çeliğe çift su verildiyse, nasıl dağlar yaratıldıysa babam için, nasıl ailem bayat bir kurabiye misali dağıldıysa, öyle istiyorum beni görmeni bu müşkül vaziyette. "Bitmez sandı yoksul beynin, sorma artık kimim neyim..."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ziynet

Yaradılış gayesi