Yol

   Oregon'da bir inek sürüsünün başındayım, bir grup kölenin kulaklarını çekiştiriyorum Kahire'de, bir makineli tüfek operatörüyüm Paris'in orta yerinde. Mızıkanın, bandonun sesi kulak zarımı bertaraf ediyor, ben yine sevişteyim, yine güreşte. Çoban kavalı çok umursatmıyor kendini, kavruk tenli cehalet gidişimi bekliyor. Ağırlığımla kanıksandığım bu diyarlarda tam kabul görmüşlüğün yüreğinde ayrılıyorum. "Gitmekle biter şey değil" dedi yol, onu olağanca sarplığında kayalıkların, anladım ben. Böylesi çapkınca bakarken güneş gözlerime, ışığa olan hassasiyetim de o noktada tahlil edildi. Ne büyük talihsizlik onca kutsiliğin arasında senin gibi çürüklüğe sevdam...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ziynet

Yol gözümü dağlıyor.

Yaradılış gayesi