Sikimser
İyimserliğin yasının tutulduğu bu pek kutsuz günde bekleyişinizi taçlandıran bir oyun oynamak ister misiniz benimle? Oysa seslerinizi susturup tekilliğimle çok uzaklara alıp başımı gittiğim bir şiirin, hissizce dizelere döküldüğü nokta burası. Yok, lütfen, rica ediyorum tahammülünüzün azaldığı noktalarda buyur etmeyin beni içeri, lütfen avuçlarınız orkideleri okşarken davetkâr bir şehvetle beni arzuladığınızı belli etmeyin. Çekik ve çekingen gözlerinizle süzmeyiniz beni, rica ediyorum.
Hatta belki ben ısrar ediyorum sizin beni ısrarcı bir tutumla alaşağı etmenizi. İyimserlik değil bu, bu denli belimize değin boka batmışken bunun adı olsa olsa sikimserliktir. Sikilmiş hayatların bekçileri, oysa ben hiç var olmayacak olsam ve annem o çok hayalini kurduğu şeyleri yaşasa onaylardım bunu anlık düşünceye gark olmadan. Bir odada "Donkey Kong" oynarken tanışırdık belki cennetin pek bahşedilmemiş köşelerinde. Beni çağırıyor eski dirilerim, rüyalarımda beni istiyorlar, ben onların yanında olmayı.
Oysa beni yaratan müziğin iyisini dinlemeyi seviyor olacak, tüm iyi müzik yapan güzel adamları aldı yanına. Var olsunlar, bir noktada, bir yerlerde ve çağırılmamışlığın sefirliğini yapabileceğim günlerde beni beklesinler. Tırnaklarımı tam bu yüzden kestim, şeytan yaşarmış içlerinde, esnerken de ağzımıza alırmışız şeytanın evlatlarını. Şeytan pedofili olmalı, çocukların ağızlarına, ellerine, daha da ileri gidersek neleri var neleri yoksa göz dikmiş hâlde. Ah şu korkunçluğun pençesinden kurtulmaya çalıştıkça avuçlarına düştüğüm günler. "Şunu yaparsam ne olacak?" soruları hep kafamda. Taşım musalla, durumum gayr-i müsellah. La havle vela kuvvete ilah!
Yorumlar
Yorum Gönder