İz Bırakan

   Avuçlarımdır aşındıran. Aşındırandır avuçlarımı bilgeliğin. Bu taze güne uyanışın sabaha sarkan sularında sülenmesi 10'lu yıllara. Berkleşmektir, berkitilmesi berkitilmektedir mümkün kılınmış san'ata aç topraklarda. Seccâdesi koltuğunun altında, bir elinde iskemlesiyle köyü gezinendir o örneğin. Örneğin bunaltıyla buhranını ardınca alıp da ağaç tepesinde dallarını sallayıp "HÖÖÖ" diye diye en uç noktalarda gezindirendir farz-ı misâl. En çok el öpmeyi bekleyen, elinin öpülmesi beklenenlerdir onlar. Hoş, kim kimin boynunu nerede eğer de kime vurur semer?

   Bu ahvalda şirindir ölümü daimi hatırlayışım, belki de yanına alışının düşlerinde hışırdadığım bir yapraktır. Düşen, zamansız düşendir. Kötümserliğim, gerçekçiliğim, duygularımı hiçe sayıp siktir edişim o kadınları, ben çırçıplak geldim, yekten geldim! Dağlarının öttürdüğü düdüğü duyarak inen palaspandıras, o üç kayanın hizalandığı yerlerden geçtim! Kimdir ki şimdi bana bir anlam sağlayacak, şaşarım! Beni sığdıramadığınız o otağda şark minderlerine yaslanır, yaslanır, yaslanır...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ziynet

Yol gözümü dağlıyor.

Yaradılış gayesi