Donuyorum.
Pergamon kokardı benliğin. Bir toprağın aslî asaletiyle savunduğunu izlerdik sırrımızı. Sen ve ben, bittabi ve bilhassa biz kokardık leşler gibi, öğlen üçte uyanıp neye, hangi işe, hangi kiliseye yetişecek cihet vardı bizde?
Ve kadın, anam olmakla lanetlenen. Kaç hainlik, kaç ihanet doğmalıydı o yerçekimi ile hemhâl göğüse? Kaç hıyanet döndürürdü emanetinden? Biz yol üstü bulunan bir pet dolusu suya hasretken dağ çekerdi obruklar. Tüm zorluğunu benzin kokusuyla, bizimle ekmek bölen çolak adamdı canh'aş olan...
Çünkü bilirsin ki birkaç iyi yıl yaşayıp gelen her yılı onların gölgesinde, hiçbir şeyden keyif almayarak, nefes almaya devam ederek geçiriyoruz.
Yorumlar
Yorum Gönder